0446 223 69 69

Sosyal Medyada Biz}

HİPNOTERAPİ
Hipnoterapi Erzincan Psikolojik Destek ve Danışmalık Vecdi ŞİLTU

Şizofreni Hakkında Her şey

Şizofreni Hakkında Her şey

Şizofreni Hakkında Her şey

Öncelikle şizofreni ciddi bir beyinsel rahatsızlık olmakla beraber, kişinin hareket, duygu, düşünce gibi unsurlarını bozmaktadır. Genel olarak şizofreni bölünmüş kişilik olarak bilinmektedir. Ancak durum öyle değildir. Şizofreni; kişinin neyin hayal neyin gerçek olduğunu anlayamamasıdır yani bir psikozdur. Psikotik rahatsızlıkta kişi gerçekle ilişkisini kaybeder. Kişi olmayan var olmayan sesler, görüntülerle karşılaşabilir. Kişi bu durumda yani gerçekle ilişkisini kaybettiği anda, davranış ve kişilik değiklikleri olabilir. İşte bunu adı ise psikotikepizoddur. Şizofreninin şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Bazıları tek epizod yaşarken, bazıları ise birkaç tane epizod yaşar. Bu bozkukluğun yani şizofreninin adlandırılması ilk olarak EugenBleuler tarafından yapılmıştır. EugenBleuler erken yaşta bu hastalıkla birlikte gelen ve bunamayla sonuçlanan bu olayın adını 1911 yılında beyin yarılması anlamına gelen şizofreni adını koymuştur. Günümüzde de bu terim kullanılmaktadır. EugenBleuler duygu ve düşünceler arasındaki yarılmaların şiofreninin varlığı olarak göstermiştir. Şizofreni genel olarak erken yaşlarda ortaya çıkar ayrıca tanımı konusunda ortak bir görüş bulunmamaktadır.

Şizofreni Türleri

1)Paranoid Şizofreni

Bu tür hastalar birileri tarafında işkence gördükleri ve cezalandırıldıklarına dair sanrılara sahiptirler. Ancak konuşmaları, hareketleri gayet doğal ve normal insanlar gibidir. Kendi kendilerine konuşurlar, kıskançlık duyguları çok baskındır,kendilerini doğa üstü olarak görürler. Bu hastalık çok sinsi bir biçimde yayılır. Geç teşhis tedaviyi çok güç hale sokabilir. Öte yanda aile içi iletişim ve ilişkilere de fazlasıyla zarar vermektedir.

2) Hebefrenik Şizofreni

Bu tür hastaların zihni karışık ve tutarsız olup, konuşma biçimleri fazlasıyla karmaşıktır. Dışarıdan bakılınca bu hastalar yüzeysel ve çocuksu görünebilir. Gündelik işleri yapmayı güçleştiren bir takım düzensiz davranışa sahiplerdir. Bu şizofreni türü erken yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Gerçekle olan bağlantıları yok denecek kadar azdır. Bu hastaların ayrıca günlük yaşamları da olumsuz yönde ilerler. Kendilerine bakımları yetersizdir, durduk yere ağlayıp gülebilirler.

3)Katatonik Şizofreni

Bu şizofeni türünün en önemli ssemptomu fizikseldir. Bu hastalar genelde hareketsizdir. Çok fazla dışarıya karşı reaksiyon vermezler. Görüntüleri çok ciddi durabilir. Katı ve sert yapılarıyla dikkat çekerler. Bazen biçimsiz durarak, yüzlerini buruşturarak  garip hareketler sergileyebilirler. Başkasının  söylediği bir kelimeyi ya da cümleyi tekrar ederler. Kendilerine fazla dikkat etmezler; yetersiz beslenme ve bitkinlikle birlikte kendilerini yaralama riskleri oldukça fazladır. Bu şizofreni türü son yıllarda daha az görülmektedir. Bu belirtiler başka hastalıklarda da görülebildiği için teşhis konusunda dikkatli olunması gerekir.

4) Ayrışmamış Şizofreni

Kişinin semptomları yukarıdaki üç türe uyum sağlamadığı zaman bu teşhis konulur.

5) Kalıntı (Rezidüel) Şizofreni

Bu şizofreni türünde semptomlar azalmıştır. Halüsinasyonlar, delüzyonlar yada başka semptomlar hala olabilir. Fakat şizofreninin ilk konulduğu zamanki kadar şiddetli değildir. Hastalarda sanrılar ve varsayılar etkin değildir. Toplumsal işleri yapmakta güçlük çekilebilir. Tanıda en önemli özellik negatif belirtilerin olmasıdır. Bu şizofreni türünde de hastanın kendine bakımı yetersizdir. Hastalar genelde boşluk duygusundan veya sıkıntıdan yakınırlar. Bir işe başladıklarında o işi bitirmekte güçlük çekerler. İlaç tedavilerine de yanıt vermezler.

Şizofreninin Belirtileri

Bu hastalıkta görülen bir çok kişilik ve beceri anlamında belirtiler mevcuttur. İlk belirtiler ani ve şiddetli olabilir. Şizofreni belirtilerinin en yaygın olanları üç ana grupta toplanır: Pozitif belirtiler, dezorganize belirtiler ve negatif belirtilerdir.

Pozitif belirtiler

Buradaki pozitif kelimesi şizofreni olmayan hastalarda görülmeyen bir takım belirtileri vurgulamak için kullanılır. Bu belirtilere psikotik belirtilerde denebilir. Bunlar;

Delüzyonlar: Gerçek olmayan, gerekli bir izahı açıklansa bile kabul edilmeyen kişinin vazgeçmeyi kabul etmediği inanışlardır. Kişi kendisini tanrı veya şeytan olarak görebildiğine veya kişilerin aklına bir takım düşünceler sokabildiğine inanır.

Halüsinasyonlar:Gerçek dışı şeyler görmek, sesler duymak, garip kokular almak, ağızda oluşan farklı tatlar, dokunma hissi gibi duyu organlarını etkieyenbir çok semptomlar vardır. Şizofreni hastalığında en yaygın olanı ses duymaktır. Bu sesler kişiye emir verebilir veya kişiyi taciz edebilir.

Deorganize Belirtiler

Bu belirtiler kişinin net olarak düşünme vew doğru tepkiler verme becerisinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Kişi hiçbir anlamı olmayan cümleler kurabilir, düşünceler arasında hızlıca geçiş yapabilir, hareketlerinde yavaşlama olabilir, bir takım şeyleri unutma veya kaybetme olabilir, her şeyden bir anlam çıkarma gibi bazı semptomlar görülebilir.

Negatif Belirtiler

Negatif belirtiler hastanın sahip olması gerektiği normal davranışların eksikliğini yansıtır. Sosyal çevreden uzaklaşma, motivasyon eksikliği, okulda ve işte problemler,  dengesizlik, çok uzun bir süre aynı pozisyonda hareketsiz kalma durumu gibi durumlar bazı semptomlardandır.

Şizofreninin Nedenleri

Şizofreninin nedeni tam olarak bilinmemektedir.  Ancak biyolojik bazlı bir hastalık olduğu bilinmektedir. Araştırmacılar sebep olabilecek bazı şeyler açıklamışlardır.Şizofreninin evebeyndençocuğa geçme olasılığı genetik ile açıklanmış,dopamin dengesizliği beynin ses, koku, görüntü gibi belirli dürtülere karşı verdiği reaksiyonu etkiler ve bu da halüsinasyonlara ve delüzyonlara yol açabilir. Bu beyin kimyasıyla açıklanır. Tabi ki çevresel faktörlerde vardır. Sosyal etkileşimler ve stresli durumlar gibi faktörler şizofreniyi etkileyebilmektedir.

Şizofreninin Tedavisi

Şizofreninin belirtilerini ve etkilerini azaltmak için bir takım yollar mevcuttur. İlaç tedavisinde kullanılan ilaçlara antipsikotikler denir. Bu ilaçlar hastalığı ortadan kaldırmaz ancak etkilerini azaltabilir. Halüsinasyonlar, delizyonlar gibi şeylerin etkisini hafifletir. Eskiden beri kullanılan ilaçlar; Thorazine, Prolixin, Haldol, Navane, Stelazine, Trilafon ve Mellaril, yeni ilaçlar ise; Abilify, Clozaril, Geodon, Invega, Risperdal, Saphris, Seroquel ve Zyprexa’dır .psikososyal tedavi ile de bazı davranış bozuklukları düzeltilebilir. Elektrokonvulsif Terapi (EKT) ise bir takım elektroşokların beyne gönderilmesi prosedürüdür. Bu tedavi yöntemi günümüzde az kullanılmaktadır. İlaçlar yetersiz geldiğinde bu yöntem etkili olabilir. Beyin cerrahisi ise kronik, şiddetli şizofreni hastaklarında kullanılır. Günümüzde nadir kullanılır çünkü çok ciddi kişilik değişikliklerine yol açabilir. Daha iyi sonuçlar az şiddetli yollarla daha iyi elde edilebilir.

Şizofreni hastaları filmlerde, kitaplarda genellikle tehlikeli olarak gösterilmektedir. Fakat bu her zaman geçerli değildir. Genellikle bu hastalar çevrelerinden kendilerini soyutlarlar ve yalnız kalmayı tercih ederler. Hastalık her ne kadar genel olarak tehlikeli değil desek de , alkol ve madde bağımlılığı ile birlikte bu hastalık çok ciddi bir tehlike haline gelebilir. Kendilerine zarar verebilirler. Bu hastalıkta genç yaşta ölümün birinci nedeni intihardır. Doğru tedavi ile birlikte kişi hastaneler yerine aile veya toplum içinde belirli bir role girebilir.Şizofrenikbozuklulkar her kültürde görülebilir. Ancak kültür bir risk etkeni olarak görülmez. Ayrıca bu hastalığa yakalanma ihtimalinin cinsiyetle bir alakasının olmadığı yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. İnsanların yapması gereken bu hastalıkla olabildiğince mücadele etmeye çalışmaktır. Şizofreniyi nadir görülen bir hastalık olarak görmemekte fayda vardır. Özellikle ailelere bu konuda fazlasıyla rol düşmektedir. Değinildiği gibi bu tür şizofrenik vakaların kişisel bakımları, dış dünyayla ilişkileri hep sekteye uğramaktadır. Bu konuda daha çok gayret göstermek gerekir. Gerçek dışı beklentilerden kaçınılmalıdır. Bu durum hem hastaya hem de çevresindekilere zarar verebilir. Sabır belki de bu süreçte en önemli etmen olarak karşımıza çıkabilir. Hastaya belli etmeden her şeyi kontrol altında tutmaya çalışmak belki de en iyi yoldur.

24 Ağustos 2016

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN