0446 223 69 69

Sosyal Medyada Biz}

HİPNOTERAPİ
Hipnoterapi Erzincan Psikolojik Destek ve Danışmalık Vecdi ŞİLTU

PSİKANALİZ

PSİKANALİZ

PSİKANALİZ

 

Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntemlerden birisi: PSİKANALİZ

Psikanaliz, bazı ruh ve akıl bozukluğu olan hastalarının iyi edilmesinde kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir. Bu tedavi yöntemi ilk olarak 1898’de Dr. Sigmund Freud tarafından uygulanmış olup; ruh çözümlemesi anlamına gelen psikanaliz terimini de ilk kez Freud kullanmıştır. Freud psikanalizin temeline Schopenhauer’in   görüşlerini  koymuştur. Freud cinselliğe çok önem vermiştir. Zaten schopenhauer felsefesinde de cinselliğin önemi çoktur. Ayrıca bu felsefe de acıdan unutmak için ondan kurtulma fikri Freud’a yol göstermiştir.  Psikanalizde esas olan nokta şudur: İnsan tarafından yerine getirilememiş bastırılmış bir takım istekler vardır. Bilinçaltında bulunan bu karmaşa düzen bazı ruh hastalıklarına ve insan vücudunda başka bir takım hastalıklara yol açmaktadır. İşte psikanaliz tam bu noktada devreye girerek bu bilinçaltındaki istekleri geri çekerek zararsız hale getirmektedir. Hastanın kendisine güveninin gelebilmesi, hayatsal fonksiyonlarda daha başarılı olabilmesi ve buna benzer bir çok şey için psikanaliz işe yaramaktadır. Psikanalizin bir kaç tane tedavi yöntemi mevcuttur.

Bunlardan birincisi boşaltma yöntemidir, bir diğer adıyla serbest çağrışım.  Bu yöntemde hasta loş bir odada kabul edilir, bütün kaslarını gevşek bulundurmak kaydıyla yatırılır. Yatırılmasının sebebi ise hastanın daha rahat iç dünyasını açabilmesidir. Doktor hastanın arkasına geçerek hastayı konuşturur. Doktor hastayla göz göze gelmekten kaçınarak onun dikkatinin dağılmasını önlemiş olur. Hastalıkla ilgili sözler hastada bilinçli bir şekilde olmasa bile onda bir tepki uyandırır. Hastada hiç farkında olmadan hastalığıyla ilgili söylenen bir kelime bile hastayı heyecana sokar ya da hasta sinirlenerek direnmeye çabalar. Bu anormal tavırlar psikanalizci doktor için birer belirti unsurlarıdır. Bu hususta önemli olan nokta sebebi bulmak ve hastaya onu kabul ettirmektir. Eğer bu şekilde olur hastaya kabul ettirirse hastalık belirtileri ortadan kalkar ve hasta iyileşir. İkinci yöntem ise rüyaların tahlil edilmesidir. Rüyada görülen simgelerin anlamları incelenebilir. Psikanalizciler, genel olarak rüyaları şu şekilde kabul etmişlerdir: Rüya; akıl sansüründen kurtulmuş isteklerin bilinç yüzeyine çıkması. Bu konuda Freud ‘un ünlü bir denemesi şudur: Hasta sürekli rüya görüyordu; rüyasında bisikletle giderken peşine düşen bir köpek topuğunu ısırıyordu. Hasta bisikletten inip topuğunu ovuştururken iki kocakarı kendisiyle alay ediyordu. Freud her gece aynı rüyayı gören hastayı sorguya çekerek rüyayı çözdü: Kızın yanında bir köpek vardı. Kız kendini tatmin etmediği için başka bir şehre taşınmış ve sevgilisini unutmuştu. Fakat o içindeki istek ölmemiş ve rüyalarında meydana çıkmıştı. Onunla alay eden kocakarılar, kendisine yüz vermediği için, kendi de farkında olmadan, öyle olmasını istediği, çirkinleştirdiği sevgilisinden başkası değildi. Ancak rüya analizinin bilimsel açıklaması güç olduğu için önemini kaybetmeye başlamıştır. Kullanılan üçüncü yöntem ise becerilemeyen işler, unutkanlıklar, bilinçsizce yapılan işler ve ağızdan kaçan sözlerdir. Psikanalizciler için bunların çok açık anlamları mevcuttur. Psikanalizciler bu gibi belirtilerden faydalanmaktadırlar. Çünkü yapılan yanlış hareketlerin, ağızdan kaçan cümlelerin sadece yanlışlıkla, dikkatin başka yöne çevrilmiş olmasıyla açıklanması her zaman mümkün değildir. Bu yanlışlıklar bir çatışmanın göstergesidir. Söze başlarken bir elin havaya kalkması, tutulan her şeyin bir defa elden düşürülmesi, söylemekten kaçınılan sözlerin aniden söylenmesi gibi yanlışlıklar çok derinde sansürlenmiş bir biçimde olan sevgiyle nefretin çatışmasında kaynaklanmaktadır.

 

Öte yandan psikanaliz yalnızca bir tedavi yöntemi olmaktan çıkarıldı. Sadece hastaların değil, sanatçıların birçok sanat çalışmalarının incelenmesinde bu yola başvuruldu. Psikanaliz incelemeleriyle alakalı romanlar yazıldı, filmler çekildi. Tedavi yöntemi dışında uygulanmasının en olumlu sonuçları olarak ise Baudelaire, Hugo, Dostoyevskiy, Edgar Allan Poe, Van Gogh gibi sanatçıların eserlerinin açıklanmasında görüldü. Tabi ki psikanaliz Freud’un başlattığı gibi kalmadı. Çünkü Freud insan sorunlarında cinselliğe önem vermekteydi ve bu toplumun dinsel ve kültürel yapısıyla çatışmaktaydı. Tabi bu durum onunla birlikte bu işe başlayan Carl GustavJung, Alfred Adler, OttoRank ve Karen Horney’in ondan ayrılmasına sebep olmuştur. Adler’e göre insanoğlunun temel sorunu doğuştan gelen aşağılık hissi değil,aksine bir kudret ile çekişmedir. Jung’a göre insanların cinselliğin yanı sıra daha yüksek bir takım kudretlerden etkilendiği ve insan yapısı ile yaratıcı kudret ile bir bağlantı içinde olmak zorundadır. Ona göre insanlar içsel ve dışsal olarak iki gruba ayrılmıştır.  Bu grubun her bölümünün hislere, düşlere, düşünceye, içgüdüye ve duygusal bölümlere ayrıldığını belirtmiştir. Rank’a göre insanların sahip olduğu duygu ve düşünceler insanların davranışlarının belirli yöneticileridir. Ona göre insanoğlu tepki göstereceği olayları, çevrelerini kendileri yaratmış, insanın dünyaya geliş olayını bazı eğilimlerin sonucu olarak görmüştür.  Karen Horney ise bazı davranış bozukluklarını aile içinde yaşanan sorunlara bağlamıştır. Horney ayrıca oedipus karmaşasını farkı bir biçimde yorumlamıştır. Bu karmaşanın çocuğun anne baba arasındaki cinsel saldırgan türde bir çatışma olmadığını, bir takım tutumlar sonucu ortaya çıktığını söylemiştir. Örnek vermek gerekirse ret etme, aşırı koruma, cezalandırma gibi tutumlardır. Freud’a göre kadın psikolojisinin en önemli etmeni erkek üreme organına olan imrenmeden dolayı kaynaklanmaktadır. Horney buna şiddetle karşı çıkmıştır. Ona göre kadın psikolojisinin temelinde güvensizlik duygusu vardır ve bunun cinsel organlardaki anatomik farklarla alakası yoktur.

Amerika’da ise psikanaliz genişletilerek psikoterapi yani bir diğer adıyla ruh tedavisi şeklinde psikolojik deneylerin tamamı olarak ele alınmıştır. Günümüzde ise üç tane psikanalitik yaklaşıma bağlı üç tane psikoterapi dernekleri mevcuttur. Bunlar: IPA Uluslararası Psikanaliz Derneği, APsaA Amerikan Psikanalitik Derneği, EFPP Avrupa Psikanalitik Psikoterapi Federasyonu. Ayriyeten psikanalitik yaklaşıma bir çok eleştiri olmuştur. Tedavi süresinin uzun olması, uzun bir süreçten geçtikten sonra bununla birlikte gelen maddi yük, bilimsel temellere dayanmaması özellikle tedavi metotlarından olan serbest yaklaşım ve rüya analizi belirsiz verilere dayanmakta ve bu yüzden Freud’un yöntemleriyle tedaviye başlamanın sakıncalı olduğu söylenmektedir. Gelen diğer olumsuz eleştiriler doktor ile hasta arasındaki iletişimden dolayıdır; psikanalist hastasına direkt bakmaz mesafe koyar, hastaya güncel problemlerin çocukluk travmalarından daha baskın geldiğini empoze eder. Bunlar gibi eleştiriler gelmiştir.

Son olarak psikanaliz bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkmıştır. Çok farklı şekillerde kullanılmış ve kabul görmüştür. Ancak birçok kişinin göz ardı ettiği bilinç altı denen kuramı biz her ne kadar Freud ile birlikte tanımış olsakta felsefe tarihine bakıldığında bu kuram Platon’a kadar uzanmaktadır. Tabi o dönemde fazla araştırılmamış ve ciddiye alınmamıştır. Aydınlanma çağını akıl çağı takip etmekteydi. Aslına bakıldığı zaman neden sonuç ilişkileri ve her şeyi akılla açıklamak katı ve dar bir bakış açısı doğurmaktaydı. Ruhsal ve duygusal yönler hiç sayılmaktadır ve buna karşı en büyük görüş irrasyonalizmin kurucusu Schopenhauer tarafından oldu. Onun görüşleri ele alınarak psikanalizin temelleri atıldı .O ve onun görüşünde olanların hedefi her zaman aynıydı: Hayatın yönetiminin bizim elimizde olmadığının anlaşılmasıdır . Bu yenilikçi düşünceyi hafife almamak gerekir. Hala günümüzde akılcılık sorgulaması yapılmakta ve bu kişiye kendini tanıma olanağı sunmaktadır.Döneminde ilgi görmemesine rağmen psikanalizin temelini oluşturmaktadır.

24 Ağustos 2016

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN